fake Oakleys cheap Oakley sunglasses Christian Louboutin Outlet Christian Louboutin Outlet Louboutin Outlet Louboutin Outlet Christian Louboutin Outlet Louboutin Outlet Cheap Christian Louboutin Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Louboutin outlet Christian Louboutin shoes Wholesale Christian louboutin Christian Louboutin Outlet Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Cheap Christian Louboutin Louboutin outlet Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Discount Christian Louboutin Christian Louboutin outlet store Christian Louboutin outlet Christian Louboutin Outlet Christian louboutin wholesale Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Christian Louboutin outlet Christian Louboutin Outlet Christian Louboutin outlet louboutin outlet louboutin outlet mbt shoes outlet ghd straighteners uk ghd straighteners uk louboutin outlet christian louboutin outlet nfl jerseys wholesale discount mlb jerseys wholesale nba jerseys discount nhl jerseys Discontinued MBT Shoes herve leger outlet cheap nfl jerseys cheap soccer jerseys thailand soccer jerseys Fake Oakleys
Aydera - DentalTürk [ Türkiye'nin Dental Portalı ]
 
Email:
Şifre:
Şifremi unuttum?
 
Dental Türk - Türkiye'nin Dental Portalı
Üye olmak için lütfen tıklayınız! DentalTürk Üyeler:
Sitemizi 273 ziyaretçi geziyor.
 
     
» Dental Türk
Ana Sayfa
Dental Kurslar
Dental Turizm
Dental Danışma 

» Free Hizmetler
Dental Pazar
Dental Borsa
Dental İş İlanları

» Dental Linkler
Diş Hekimleri
Diş Teknisyenleri
Dental Firmalar
Diş Laboratuvarları

» Dental Servisler
Dental Bilgiler
Dental Videolar

» Dental Arama
Sayfalarda ara:

Üyelerde ara:

E-Sözlükte ara:(İngilizce)

Bu sayfayı yazdır
Sık Kullanılanlara Ekle
Ana sayfam yap
 
Dental Haberler

SAĞLIK HABER BASINDAN...

Aile hekimi kazanacak

      Sağlık Bakanlığı'nın, pilot il seçilen Düzce'de aile hekimliği sistemine geçmek için hazırladığı ödemelerle ilgili yönetmeliğine göre, aile hekimleri tavan ücret olarak aylık 5880 YTL alacak.
     Bakanlığın Başbakanlık'a gönderdiği taslak yönetmeliğe göre, aile hekimine, kayıtlı hasta sayısına bakılmaksızın sabit maaş olarak 1500 YTL verilecek.
     1000 kişi üzerindeki her kayıtlı hasta için 1 YTL ödenecek aile hekimlerine, hasta sayısı 4000'i geçse bile en fazla 4000 YTL tavan ücret ödenecek.

     En fazla 5880 YTL
     Bunun yanı sıra aile hekimi olarak hizmet sunacak uzman veya pratisyen hekimlere, her yıl Bakanlar Kurulu'nca belirlenen sözleşmeli personel aylık tavan ücreti, muayenehane giderlerini karşılaması için verilecek.
     Aile hekimine, bu yıl elektrik, kira, telefon ve tıbbi sarf malzemeleri gibi giderler için Bakanlar Kurulu'nun belirlediği 1880 YTL ödenecek. Böylece her aile hekimine en fazla toplam 5880 YTL ödeme yapılacak.
     Gönüllü olmayan, bakanlığın seçimiyle aile hekimi olarak tayin edilecek uzman veya pratisyen hekimlere, hizmeti sağlık ocaklarında yürütecekleri için 1880 YTL'lik muayenehane giderleri ödemesi yapılmayacak.
     Aile hekimi, hastanelere aylık sevk oranını yüzde 15'den az tutabilirse gelir kaybına uğramayacak. Ancak kayıtlı hasta sayısı esas alınarak yapılacak hesaplamaya göre, aylık sevk oranı yüzde 25'i aşarsa, tavan ücrete bağlı olarak yüzde 5'lik kesinti uygulanacak.
     Bakanlık, koruyucu sağlık hizmetleri olan aşı, gebelik, bebek-çocuk takibi oranlarını yüzde 80'in altına düşüren aile hekimi ile sözleşmesini feshedecek.

     Profesöre 2500 YTL
     Döner sermaye gelirleri hariç tıp fakültelerinde "profesör" unvanına sahip hekimler, devletten ortalama 2500 YTL maaş alıyor. Döner sermaye gelirleriyle rakam ortalama 5500 YTL'ye yükseliyor.
     Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan uzman hekimler, döner sermaye gelirleri hariç ortalama 1100, pratisyen hekimler de 850 YTL maaş alıyor.

[Milliyet]

Sahte dişçileri denetleyen oda başkanları kurşunlanıyor

     Sahte diş hekimleri ile mücadeleye hız veren oda başkanlarının başı derde girdi. Türkiye genelinde sayıları 5 bini bulan sahte diş hekimleriyle mücadele etmek isteyen Samsun Diş Hekimleri Odası Başkanı Dt. Abdullah İlker ve Oda Genel Sekreteri Dt. Suat Semiz’in arabasına asit döküldü.
     Niğde Temsilcisi Dt. Sevgi Özbek’in arabası kundaklandı. Adana Diş Hekimleri Odası Başkanı Dt. Asım Savaş ise silahlı saldırının hedefi oldu. Oda başkanlarının umudu, sahte diş hekimlerine 5 yıla kadar hapis cezası öngören Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Kuruluşlar Hakkındaki Yönetmelik’in 31. maddesi.
     Türkiye’de 5 bin sahte diş hekimi olduğu tahmin ediliyor. Bunların bir kısmı çantayla seyyar olarak sürekli yer değiştiriyor. Baskın olunca bir başka şehre gidiyor. Sahte diş hekimleri daha çok kırsal bölgelerde ve varoşlarda çalışma şansı buluyor. Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri’ni düzenleyen 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’a göre; başta Hepatit B ve C, AIDS, tüberküloz gibi birçok hastalığın da bulaşmasına neden olan sahte dişçilerin çalışması kesinlikle yasak. Yeni düzenlemeye göre diş teknisyenleri dahi hastaya (ağzını aç) diyemeyecek. Ayrıca, kişisel çıkar amaçlı olmasa bile diplomasız olarak muayene yapanlar ve müdahalede bulunanlar hakkında 3-5 yıl hapis ve bir milyar liradan 3 milyar liraya kadar ağır para cezası uygulanacak. Bu kişilerin kullandığı araç ve gereçlere de el konulacak.
     Birçoğu yanlarına yeni mezun olmuş diş hekimlerini alarak çalışmaya devam eden sahte dişçilerin, denetimlere çıkan oda temsilcilerini de tehdit ettiği ileri sürülüyor. Samsun, Niğde, Denizli, Hatay, Adana ve Kayseri oda temsilcileri bu kişilerce uyarıldı. Başkanların cep telefonlarına “çocuklarınız var, bu işin peşini bırakın” mesajları gönderiliyor. Evleri kurşunlanıyor, arabaları kundaklanıyor. Hayatlarını tehlikeye atarak denetimlere çıktıklarını belirten Dt. Abdullah İlker, tehdit mesajlarını önce dikkate almamış. Ardından telefonlar almaya başladığını belirten İlker, arabasına asit atıldığını söylüyor. Başkanlarla sınırlı kalmayan sahtekarlar, bu kez Oda Genel Sekreteri Dt. Suat Semiz’e gözdağı vermeye çalışmış. Dt. Abdullah İlker, Oda’ya gelen bir şikayet üzerine sahte bir diş hekiminin yakalanmasını sağlamış. İlk kez sahte bir diş hekimi 10 ay hapis cezası almış. Dava halen Yargıtay’da.
     Sahte diş hekimleri, Diş Hekimleri Odası Niğde Temsilcisi Dt. Sevgi Özbek’in de otomobilini yaktı. Sahtekarları denetleyerek, yeni düzenlemeyi hatırlatıp tabelasını değiştirmesini isteyen Özbek, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Hiçbiri itiraz etmedi. Gece evimin önündeki arabamı yaktılar.”
     Meslektaşlarına yapılan saldırıları kınayan Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Başkanı Celal Korkut Yıldırım, vatandaşın sağlığını hiçe sayarak pervasızca ağız içinde çalışan, toplumumuzda AIDS ve hepatit gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını sağlayan ‘sahte diş hekimlerine’ karşı başta İçişleri, Sağlık ve Milli Savunma (Jandarma Genel Komutanlığı) bakanlıklarını göreve çağırdı.
     Gaziantep Diş Hekimleri Odası Başkanı Dt. Zafer Çolakoğlu, vatandaşların muayenehanedeki doktor ile diplomadaki fotoğrafı karşılaştırmalarını istedi. Duvarda mutlaka bir diplomanın asılı olması gerektiğini vurgulayan Dt. Çolakoğlu, hatta diplomanın dahi artık yeterli olmadığını ve uygunluk belgesi sorulması gerektiğini kaydetti.
     Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Kuruluşlar Hakkındaki Yönetmelik’in 31. maddesi de “Sağlık kuruluşları, uygunluk belgelerini almadan faaliyete geçemez.” diyor.

[Zaman]
Çalışma yaptırıyorum aşı takvimine alacağız


      Sağlık Bakanı Recep Akdağ, menenjit açısı için çalışma yaptırdığını belirterek, ‘Menenjit aşısı da dahil olmak üzere çocuklarda aşı şemamızın geliştirilmesi ile ilgili bir çalışma yaptırıyorum. Muhtemelen bu aşıyı da aşı takvimimizin içine alacağız’ dedi.

     SEKİZ aylık Makbule Başboğa’nın kollarının ve bacaklarının kesilmesine yol açan menenjit aşısının bulunmayışıyla ilgili olarak Hürriyet’in sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, şunları söyledi:

     ‘Bu aşı plan dahilinde çocukluk çağı rutin aşılarının içine girecek. Biz menenjit aşısının finansal yükünden asla kaçmayız. Ancak bunu da söylemem lazım, bu haberler ilaç sektörü ile alakalı bazı zorlamalardan çıkıyor. Bu aşıyı pazarlayan firmalar var.’

     Akdağ, geçirdiği menenjit sonrası kangren olduğu için el ve ayakları kesilen 8 aylık Makbule bebeğin, menenjit aşısı ile tedavi edilemeyeceğini de söyledi. Menenjit aşısı diye bilinen aşının, hastalığa yol açan üç mikroptan sadece birini tedavi edebildiğini aktaran Akdağ, ‘Bu yavrumuzdaki menenjite yol açan etken, bu aşı ile önlenebilen bir etken değil’ dedi.

     Akdağ, Makbule’ye gereken menenjit aşısının olup olmadığı sorusunu ise şöyle yanıtladı:

     ‘Bu çocuğun maruz kaldığı mikrobun aşısı, rutin olarak dünyanın hiçbir bölgesinde yapılmıyor. En gelişmiş Batı ülkeler dahil bu aşı rutin olarak yapılmıyor. Çünkü aşının etki süresi çok kısa ve sürekli yapılması lazım. Dolayısıyla bir salgın riskinin olduğu bölgelere giden kişilere bu aşı yapılıyor.’

     Durumu TBMM’de

     CHP Bursa Milletvekili Kemal Demirel, menenjit aşısının neden zorunlu aşılar kapsamına alınmadığını sordu. Demirel, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, Makbule bebeğin el ve ayaklarının kesilmesinin, halkın sağlık sistemine olan güvenini zedelediğini belirtti.

     Her şeyden habersiz bebeğiyle oynuyor

     İZMİR’de menenjite yakalanan, daha sonra kangrene yakalandığı için Atatürk Eğitim Hastanesi’nde elleri ve ayakları kesilen sekiz aylık Makbule Başboğa, nakledildiği Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde Ortopedi Kliniği’nin dolu olması yüzünden Kardiyoloji Servisi’ne yatırıldı. Küçük Makbule, bir anda Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Kardiyoloji Servisi’nin sevgilisi haline geldi. Talihsiz Makbule bebek, kesildiğini bilmediği bandajlı kollarıyla, kendisiyle aynı boydaki oyuncak bebeğiyle oynamaya çalışırken etrafına gülücükler saçıyor. Ortopedi Uzmanı Doktor Hakan Vuruşkaner, şu açıklamayı yaptı: ‘Makbule bebeğe üç ay içinde ayak protezleri takılabilecek. Henüz algılamadan uzak oluşu nedeniyle fonksiyonel olmayan, estetik amaçlı silikon el takılabilir. Ancak büyüdüğünde, ilköğretim çağında işlevsel protez ele kavuşabilir. Protez teknolojisi çok hızlı gelişip Türkiye’ye ulaşıyor. Bakanlığımız da hiç tereddütsüz bu protezleri sağlıyor. İlköğretim çağına geldiğinde Makbule bebek de işlevsel el protezleri kullanabilir’.

     Bu türü aşı etkilemez

     Makbule Başboğa’nın, kolları ve bacaklarının kesilmesinin nedeninin ‘menenjit aşısı yapılmadığı’ olduğu iddialarına hem bebeğin tedavisini gerçekleştiren uzmanlar, hem de üniversite öğretim üyeleri karşı çıktı. Makbule bebeğin doktoru Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Tülay Kavaklı, ‘Makbule’nin yakalandığı menenjit türünün aşısı yok. Gündemdeki HIB aşısı yapılmış olsa bile Makbule bebek, bu bakterinin yaptığı ölümcül hastalığa (neiseria menengitis) yakalanmaktan kurtulamayacaktı’ dedi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyeleri Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Tekgül ile Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Fadıl Vardar da, Makbule bebeğin yakalandığı menenjitten HIB aşısıyla kurtulabileceği iddialarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.

     Aşıyla hastalığın etkisi azalırdı

     Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Makbule’nin yaşadıklarından sonra gündeme gelen menenjit ve HIB hakkında önde gelen tıp uzmanlarıyla görüşmeler yapıyor. Bakan Akdağ’ın konuştuğu uzmanlardan biri olan Marmara Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, ‘Dün Bakan Recep Akdağ aradı. Aşı pahalı olsa da bakan olarak HIB’e karşı aşısının zorunlu takvime girmesi için çalışacağını söyledi. Makbule’nin hastalığının HIB’den değil başka bir menenjit faktöründen kaynaklandığını ifade etti. Ancak ben Makbule’nin hastalığının sonuçta menenjit olduğunu ve bu aşının menenjit hastalıklarını üçte bir oranında azaltabileceğini anlattım. Aşı konusunda olumlu fikirleri olduğunu gördüm.’

[Hürriyet]
Aile hekimliği eylülde geliyor


      Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aile Hekimliği uygulamasına geçiş için başlatılan çalışmaların devam ettiğini belirterek, ''Eylül ayında, aile hekimliği için aile kayıtlarına başlanacaktır'' dedi. Bakan Akdağ, aile hekimliği uygulamasının pilot bölge olarak seçilen Düzce'de bir süre önce başlatıldığını anımsattı.Türkiye'nin, 20 yıldır aile hekimliği uygulamasını beklediğini ifade eden Akdağ, ''Yasamız aralık ayında çıktı. Eylül ayında aile hekimliği için aile kayıtlarına başlanacaktır'' diye konuştu.

     Türkiye'deki doktor sayısına da değinen Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Dünya Sağlık Örgütü'ne üye olan 52 ülke arasında, doktor sayısı bakımından en son sıralardayız. Biz göreve geldikten sonra, bazı illerde bulunan doktor fazlalığını eşit oranda Türkiye'ye yaydık. Doğu'da daha fazla doktor sıkıntımız var ve bu sıkıntı halen devam ediyor.'' (AA)

[Akşam]
Çocuk deneyi yasasını mutlaka düzelteceğiz


      Sağlık Bakanı Recep Akdağ, çocuklar üzerinde ilaç deneylerine izin veren yasa konusunda endişeleri gidereceklerini söyledi.

     Sağlık Bakanı Recep Akdağ, TCK’da yapılan değişiklikle ‘Sağlıklı çocuklar üzerinde deney yapılamaz’ yasağını kaldıran ve çocuklar üzerinde ilaç deneylerinin yapılmasına kapı aralayan yasayı yeniden ele alacaklarını bildirdi. Akdağ, ‘Mutlaka, kamuoyunu rahatlatacak bilimsel ve etik bir sonuca ulaşacağız ve endişeleri gidereceğiz’ dedi.

     SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ, son günlerde basında ve kamuoyunda tartışıma yaratan ‘Çocukların para karşılığı kobay olarak kullanılmasının yolu açıldı’ iddialarıyla ilgili olarak suskunluğunu Hürriyet’e bozdu. Akdağ, şunları söyledi:

     ‘Meclis Komisyonu’nun muhalefeti ve iktidarıyla oybirliğiyle kararlaştırdığı yasa değişikliğinde, gelinen son duruma rağmen, meseleyi tekrar gözden geçirmek üzere bir çalışma başlatıyorum. Çünkü, Hükümet ve Sağlık Bakanlığı olarak bu konularda ciddi hassasiyetimiz var. Bunun için ilgili bakanlıklardan ve bilim adamlarımızdan da destek alarak, mutlaka kamuoyunun rahatlayacağı bilimsel ve etik sonuca ulaşıp, kaygıları gidereceğiz. Tıp adamları, hukukçular, sorunun sosyal ve etik boyutuyla ilgili bilim adamlarını da bu işin içine dahil edeceğiz.’

     Bakan Akdağ, önceki yasaya göre çocuklarla ilgili bilimsel araştırma yapmanın ‘tamamen yasak’ olduğunu belirterek, üniversitelerden ilgili bilim adamları, diğer meslek örgütlerinin Meclis Sağlık Komisyonu ile irtibat kurarak, ‘Bu yasa Türkiye’de çocuklarla ilgili bütün bilimsel araştırmaları engelliyor’ görüşünü ilettiklerini, bu süreci Bakanlık olarak hep izlediklerini anlattı.

     EBEVEYNE PARA VERMEK

     Komisyon’un ortak kararla yasal değişikliği hazırladığını kaydeden Akdağ, şöyle konuştu:

     ‘Aslında, kuşkusuz ki, çocuklar üzerinde bir bilimsel çalışma yaparken çok dikkatli olmak lazım. Türkiye’deki mevcut yasa değişikliği de, çocuklar üzerinde yapılacak bilimsel araştırmalar için ebeveynine para vermeyi asla mümkün kılmıyor, söz konusu da olamaz. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nin Haziran 2004’te yürürlüğe koyduğu direktife göre; çocuklarda yapılacak klinik araştırmalar ayrıntılı biçimde tanımlanıyor. Buna göre, çocuklarda kullanılacak ilaçlar ruhsatlı kullanıma girmeden önce, mutlaka çocuklar üzerinde denenmesi gerekiyor. Bu bilinen bir husus. Yoksa ilaç, ruhsatlı kullanıma giremez.’

[Hürriyet]
Sağlıkta devleti dolandırmak için ilginç yöntemlere başvuruluyor


      Sağlık sektöründe yapılan denetimler, devletin 39 değişik yolla dolandırıldığını ortaya koydu.

     Maliye Bakanlığı kontrolörlerinin yaptıkları denetimlerde ortaya çıkardığı dolandırıcılık yöntemleri, dikkatli olmaları için 81 ilin defterdarlığına ve saymanlıklarına bildirildi. En yaygın soygun yöntemleri sahte ilaç ve çifte tahsilat. Hastaneler tarafından yatan hastalara reçete edilemeyecek temini mecburi sağlık malzemesi bedelleri, hem kurumdan hem de hastalardan tahsil ediliyor. Tam kan, tetkik veya işlem bedeline dahil olduğu halde ayrıca faturalandırılıyor. Özel sağlık kurumları, memurların ayakta tedavilerinde, yönetmeliğe aykırı ilaç veriyor ve bunu fatura ediyor.

     Maliye Bakanlığı Genel Müdürlüğü, kontrolörlerin bu yıl içinde gerçekleştirdiği denetim sonuçlarına ilişkin bir rapor hazırladı. Raporda, tedavi giderleriyle ilgili denetimlerde tespit edilen suiistimale ilişkin hususlar 39 başlık altında toplandı. Tespitleri 81 ilin defterdarlığı ve saymanlıklara bildiren ve dikkatli olunmasını isteyen genel müdürlük, bakanlığa bir uyarı yazısı gönderdi. Yazıda, sağlık alanında yaşanan suiistimal olaylarına ilişkin tespitler tek tek sıralandı ve devletin, zarara uğratan bu hususlar için önlem alması istendi. Muhasebat kontrolörlerinin incelemeleri sonucunda belirlenen, sağlık sektöründe devletin zarara uğramasına sebep olan 39 yöntemden bazıları şöyle:
     Sahte ilaç: Yaklaşık 15 ayrı ilaç firmasından 224 ilaç fiyat kupürü ve barkot diyagramının sahte olabileceği şüphesi ile araştırma yapıldı. Bir ilacın sahte olduğu ilgili firma tarafından teyit edildi.
     Kamu personelinin tedavi hizmetlerinin bedeli ödenirken, KDV mükellefi olmayan sağlık kuruluşları faturalarına bu vergi eklenerek, fazla ödeme yaptırılıyor.
     Trafik kazasından sonra tedavi olan yeşil kartlının giderleri, sigorta şirketi yerine devletten tahsil ediliyor.
     2005’teki işleme 2004 fiyatları uygulanıyor ve KDV indirilmiyor.
     DNA dizi analizleri, 2004’te kaldırılmasına rağmen, faturalandırılmaya devam ediliyor.
     Asgari ücret artışından kaynaklanan fiyat farkları yanlış hesaplanarak, döner sermayeye bağlı birimlerin temizlik işlerini yürüten firmalara fazla ödeme yapılıyor.
     Hastanelerce, yatan hastalara reçete edilemeyecek temini mecburi malzeme bedeli, hem kurumdan hem hastadan alınıyor.
     Yoğun bakıma dahil tetkik ücretleri, ayrıca fatura ediliyor.
     Eğitim ve araştırma hastanesi olmadığı halde bazı kurumlar, faturalardaki radyolojik görüntüleme ve laboratuvar işlemlerindeki bedellere yüzde 10 ilave yapıyor.
     Günlük olarak fiyatı belirtilen intravenöz ilaç infüzyonu işlemi, yatılan günden fazla kaydediliyor.
     Faturada, hastanın yatış gününden fazla yatak ücreti isteniyor.
     Günlük olarak ödenmesi gereken monitorizasyon ücreti, yatış gününden fazla fatura ediliyor.
     Yatan hastalara kullanılan ve ihaleyle alınan ilaçların bedelleri faturalarda, Sağlık Bakanlığı’nca belirlenenden bile daha yüksek düzeyde yer alıyor.
     2004 tarifesinde, fiyatın yüksek olduğu 2003 tarifesi uygulanıyor.
     Yoğun bakımda yatan hastalara yoğun bakım ücretinin yanı sıra, monitorizasyon, ventiletör ve oksijen tedavi için de ücret isteniyor.
     Part time çalışma sözleşmesi düzenlenen doktorlar, resmî hastaları muayene ve tedavi ediyor.
     Devlet memurlarının 1 Haziran 2004’ten önceki tedavilerinde, ileri tetkik hizmetleri dışındaki laboratuvar hizmetleri, protokole aykırı olarak dışarıdan alınıyor.
     Özel sağlık kurumları, memurların ayakta tedavilerinde, yönetmeliğe aykırı olarak ilaç veriyor ve bunu fatura ediyor.
     Devlet memurlarının tedavilerinde, programa aykırı olarak, aynı hastalık için 15 gün içinde yapılan kontrol ve takiplere ait muayene ücretleri faturalandırılıyor.
     Yeşil kartlı hastalara ait faturaların ödeme belgelerinde, yatan hastalar için kullanılan sevorane ve forane isimli ilaçlar, belirlenen fiyatlardan daha yüksek tutarda gösteriliyor.
     Kontrol ünitesi incelemesine tabi bazı faturalar, incelemeden geçmeden tahakkuk ettiriliyor.
     Sağlık Kurulu raporuyla ödenebilen ortez ve protez bedelleri, bu rapor olmadan da tahsil ediliyor.
     Devlet memurlarına ait ilaçlar, sağlık karnesi yerine başka reçeteye yazılıyor.
     Özel muayenede, hastadan alınması gereken özel muayene farkları, hastane faturasında ‘öğretim üyesi farkı’ olarak gösterilerek kuruma ödettiriliyor.
     Sağlık Kurulu raporu için 1 rapor ücreti gerekirken, kurula katılan hekim kadar para isteniyor.
     Sağlık Bakanlığı tarafından ilaç fiyatlarında yapılan değişiklikler, daha ilaca yansımadan faturalarda yükseği yer alıyor.
     Devlet memurlarının tedavilerinde, özel hastanelerce yapılan normal muayeneler, acil muayene birim fiyatı üzerinden faturalandırılıyor. Ankara, aa

[Zaman]
Olmayan kanuna dayandırılan yönetmelik ay sonu yürürlükte


     Sağlık Bakanlığı'nca hazırlanan ve Resmî Gazete'de yayımlanan Beşeri Tıbbî Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği'nin, henüz çıkmamış bir kanunu yasal dayanak göstererek çıkarıldığı iddia edildi.

     İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nce yönetmelikle ilgili olarak hazırlanan bir raporda, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın Hazırlık Komisyonu'nda henüz taslak aşamasında bulunan Ulusal Biyogüvenlik Kanunu'nun (UBK) Haziran 2005'te yürürlüğe gireceği şeklinde Sağlık Bakanlığı'na bilgilendirme yapıldığı, bakanlığın da buna istinaden yönetmeliğin ‘çevresel risk faktörü' bölümünü UBK'ya dayandırdığı, böylece olmayan bir kanunun olmayan maddelerine dayanarak yönetmelik çıkarıldığı iddia edildi. Yönetmelikteki eksik yönleri ortaya koymak amacıyla hazırlanan raporda, yönetmeliğin Ek-1, Bölüm-1'de bulunan 'Çevresel risk değerlendirmesi' kısmında hukuki bir skandal düzeyinde yanlış ve çelişki bulunduğu dile getiriliyor. 19 Ocak 2005'te 25705 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan; ancak 30 Haziran'da yürürlüğe girecek olan yönetmeliğin “Çevresel risk değerlendirmesi” bölümü, henüz Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın UBK Hazırlık Komisyonu'nda taslak aşamasında bulunan Ulusal Biyogüvenlik Kanunu'na (UBK) dayandırılıyor.

     Yönetmeliğin 30 Haziran'da yürürlüğe girecek şekilde ayarlanma sebebinin, ‘çevresel risk değerlendirmesi' konusu olduğu vurgulanan raporda; şu görüşlere yer veriliyor: “Beşeri Tıbbî Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği; Ek-1'de 1.6. Çevresel risk değerlendirmesi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve henüz çıkmamış, ne zaman çıkacağı belli olmayan Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı'na dayandırılmıştır. Sağlık Bakanlığı'na Ulusal Biyogüvenlik Kanunu'nun Haziran 2005'te çıkacağı yönünde bilgilendirme yapıldığı, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından iddia edilmiştir. Ancak Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı henüz son halini dahi almamış olup, UBK Komisyonu'nda görüşmeler sürmektedir.”

     Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılıktan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu ise yönetmeliğin UBK taslağını direkt değil dolaylı olarak ilgilendirdiğini belirtti.

[Zaman]
Adli Tıp'ta yeni dönem

      Kuruluşunda rol oynadığı ve 18 yıldır müdürlüğünü yürüttüğü İstanbul Üniversitesi (İÜ) Adli Tıp Enstitüsü'ndeki görevinden alınan Prof. Dr. Sevil Atasoy'un yerine, İÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İmdat Elmas getirildi. Rektörlüğün atamasının kendisi için sürpriz olduğunu belirten Elmas, "Görevimi layıkıyla yapmaya çalışacağım" dedi.
     Enstitüdeki görev değişimi 26 Mayıs'ta gerçekleşti. Elmas, yaptığı açıklamada bu alanda olmasını istediği ve yapmak istediği projeler bulunduğunu belirtti. Elmas, "Ancak zaman içinde olacak. Sonuçta çok yeniyim, fırsata ve zamana ihtiyacım var" diye konuştu.

     Elmas kimdir?
     İhtisasını İÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'nda yapan Elmas, 1995'ten sonra aynı yerde öğretim üyesi olarak görev yapmaya başladı. 15'i uluslararası, 45'i ulusal dergilerde yayımlanmış makalesi ve 10 civarında kitap bölümü yazısı bulunan Elmas, Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkan Yardımcısı ve İstanbul Tabip Odası Etik Kurulu üyesi.

     'Karar herkes için sürpriz'
     PROF. Sevil Atasoy, atama kararını "operasyon" olarak niteledi ve kurumda kadrolaşma olacağını iddia etti. Atasoy, Rektör Prof. Dr. Mesut Parlak ile 2 gün önceki görüşmelerinde atama konusunun gündeme gelmediğini ifade etti. Kararın sürpriz olduğunu anlatan Atasoy, "Tasarrufunun bu yönde olacağını bilmiyordum. Yurtdışında öğrendim. Atanan şahsın yüzünü bile görmedik" dedi. Kırgın olmadığını ifade eden Atasoy, "Türkiye için ne olacak merak ediyorum" diye konuştu.

[Milliyet]
Başhekimlere 'muayenehane' yasağı

     Doktorların 'özel muayenehane' açma hakkına sınırlama getiriliyor. TBMM Başkanlığı'na sunulan kanun teklifine göre başhekimler ya görevden istifa edecekler ya da muayenehanelerini kapatacaklar. TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl ile komisyon üyeleri AK Parti Çorum Milletvekili Agah Kafkas ve AK Parti Uşak Milletvekili Alim Tunç'un Meclis Başkanlığı'na sundukları kanun teklifi, 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanunun 4. maddesinde değişiklik yapılmasını öngörüyor. Kamu kurum veya kuruluşunda çalışan hekimlere mesai saatleri dışında 'özel muayenehane' açabilme hakkı tanıyan bu yasa maddesine, "İl Sağlık Müdürlüğü, İl Sağlık Müdür Yardımcılığı, Başhekimlik ve Başhekim Yardımcılığı görevini yürütenler hariç olmak üzere" ibaresi eklenmesi öneriliyor. Böylece başhekimler başta olmak üzere söz konusu sağlık yöneticilerinin özel muayenehane açması engelleniyor. Kanun teklifine konulan geçici bir madde ile, başhekim ve diğer yöneticilere 'Muayenehaneni kapat ya da istifa et' seçenekleri sunuluyor. Yöneticilere seçim yapmaları için 6 ay süre veren geçici madde ise şöyle: "Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte İl Sağlık Müdürlüğü, İl Sağlık Müdür Yardımcılığı, Başhekimlik ve Başhekim yardımcılığı görevini yürütenlerden mesleklerini serbest olarak icra etmekte olanlar, bu kanunun yayımı tarihinden itibaren 6 ay içinde serbest meslek faaliyetlerine son vermek veya bulundukları görevlerden ayrılmak zorundadırlar."

[Yeni Şafak]
Aile hekimi ayda 5 bin 440 YTL kazanabilecek

     Genel Sağlık Sigortası"nın altyapısını oluşturacak aile hekimliği sisteminde pilot uygulama ilk olarak Düzce ilinde başlayacak. Sağlık Bakanlığı hazırlıklar kapsamında ilde görev yapan sağlık personeline aile hekimliği eğitimi verdi.
     Sistemin başlatılması için gereken Aile Hekimliği Ücret Yönetmeliği de Sayıştay incelemesinden geçti. Aile hekimliği, Pazartesi günü Bakanlar Kurulu gündemine gelecek.

     EN AZ BİN, EN FAZLA 4 BİN KİŞİ KAYDEDECEK
     Daha önce hekimlere vizite sayısına göre para vermeyi düşünen Bakanlık bundan vazgeçti. Kayıtlı kişi sayısı üzerinden sabit maaş uygulamasında karar kılındı. Aile Hekimliği Ücret Yönetmeliği"ne göre, bin kişi kaydeden aile hekimleri bin 80 YTL net ücret alacak. Kişi sayısı 2 bini geçince ücret bin 800 YTL"ye, 3 bini geçince 2 bin 500 YTL"ye, 4 bin olunca da 3 bin 200 YTL"ye çıkacak. Uzmanlık alanı aile hekimliği olan doktorlar ise kayıtlı hasta sayılarına göre bin 400 ile 3 bin 900 YTL arasında para alacak. Gezici sağlık hizmeti veren yapan hekimlere 720 YTL"ye kadar ekstra para verilecek. Doğu ve Güneydoğu gibi mahrumiyet bölgelerini seçen hekimler 900 YTL"ye kadar ek ücret alacak. Sağlık Bakanlığı aile hekimlerine aile sağlığı merkezinin cari giderleri için aylık bin 820 YTL para verecek. Bu paradan kira, elektrik, su, telefon ve temizlik gibi tüm ihtiyaçlar karşılanacak. Aile hekimlerine tahlil ve tetkikler için fatura karşılığı aylık bin 800 YTL"ye kadar harcama izni de verilecek. Hekim, basit rahatsızlıklarda hastaneye sevk etmeden tahlil ve tetkikleri kendisi yaptırabilecek.
     Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Necdet Ünüvar, ANKA"ya yaptığı açıklamada, aile hekimlerinin kendilerine ait özel ofislerde çalışabileceğini belirterek, isterlerse sağlık ocaklarının bir bölümünü de kiralayabileceklirini söyledi.

     ESNEK ÇALIŞMA SİSTEMİ
     Aile hekimlerinin en az bin kişiyi kaydetmek zorunda olduğunu bildiren Ünüvar, kayıtlı hasta sayısı binin altına düşen hekimlerin 3 ay içinde hasta sayısını binin üzerine çıkaramaması halinde sözleşmesinin iptal edileceğini söyledi. Aile hekimlerinin devlet memurları ya da özelde çalışanlardan gönüllü olarak seçileceğini kaydeden Ünüvar, "Ancak yeterli talep gelmeyen bölgelerde Sağlık Bakanlığı zorunlu görevlendirme yapacak" dedi. Aile hekimlerinin görevleri süresince başka bir iş yapamayacağını bildiren Ünüvar, çalışma saatleri ve çalışma sistemlerini kendilerinin belirleyeceğini, yani esnek çalışma sisteminin uygulanacağını duyurdu.

     EBE, HEMŞİRE DE ÇALIŞTIRACAK
     Başında hekimin bulunacağı aile sağlığı merkezlerinde bir ebe ya da hemşirenin de çalışacağını söyleyen Müsteşar Ünüvar, "Sağlık Bakanlığı bu kişilere 550 ile bin 500 YTL arasında maaş ödeyecek" dedi. Ünüvar"ın verdiği bilgiye göre, ebe ve hemşirelerin mahrumiyet bölgesi ek ödemesi de 360 YTL"yi bulacak.

[Milliyet]
Doktora yeniden mecburi hizmet

     Tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananların, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydıyla “devlet hizmeti” yapmasını öngören teklif, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
     Yasa, 2 yıl önce çıkarılan yasayla uygulamasına son verilen doktorlara yönelik mecburi hizmeti, “devlet hizmeti” adı altında geri getiriyor. Buna göre, ilgili mevzuata göre yurt içinde veya yurt dışında öğrenimlerin tamamlayarak tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananlar, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı ile mecburi hizmet yapacak.
     Mecburi hizmet süresi, DPT Müsteşarlığı tarafından hazırlanan ilçelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması'na göre kademelendiriliyor. Mecburi hizmet süresi 300 ila 600 gün arasında değişiyor. Bu kademelendirme şöyle olacak:
     -Altıncı grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerlerinde 300,
     -Beşinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile altıncı grup ilçe merkezlerinde 350,
     -Dördüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile beşinci grup ilçe merkezlerinde 400,
     -Üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezlerinde 450,
     -İkinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile üçüncü grup ilçe merkezlerinde 500,
     -Birinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile ikinci grup ilçe merkezlerinde 550,
     -Birinci grup ilçe merkezlerinde 600 gün.

     SÖZLEŞMELİ SAĞLIK PERSONELİ OLMA HAKKI TANINIYOR
     Uzman doktorlar, Sağlık Bakanlığı veya Sağlık Bakanlığı'nca uygun görülen diğer kuruluşlarda devlet memuru veya ilgililerin talebi halinde sözleşmeli sağlık personeli olarak devlet hizmeti yapmakla yükümlü olacak. Bu süreler, ihtiyaca göre Sağlık Bakanlığı'nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla kısaltılabilecek.
     Sürelerin hesabında fiilen çalışma esas alınacak, hafta sonu ve resmi tatil günleri fiili çalışmadan sayılacak. Yıllık, mazeret ve hastalık izni günleri ise yükümlülük süresine ilave edilecek.
     Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) veya yurtdışında kendi nam ve hesabına okuyarak devletten öğrenci dövizi almadan tıp, tıpta uzmanlık veya yan dal uzmanlık öğrenimlerin tamamlayanlar devlet hizmeti yükümlülüğüne tabi olmayacak. Ancak; bu yükümlülük, TSK'da 2 yıl görev yapmadan ayrılanlara da uygulanacak. TSK hariç, herhangi bir kamu kurum veya kuruluşu adına öğrenim gören personelinin yapacağı devlet hizmeti yükümlülüğü, mecburi hizmet süresinden düşülecek.

     DEVLET HİZMETİNİ YAPMAYANLAR
     Tıp fakülteleri ve eğitim hastanelerinden mezun olan veya uzmanlık ve yan dal uzmanlık öğrenimini tamamlayan tabip ve uzman tabipler de bu uyulamaya tabi tutulacak.
     Tıp fakülteleri dekanlıkları ve eğitim hastaneleri başhekimlikleri, mezun olan veya uzmanlık öğrenimini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin isim ve adreslerini 15 gün içinde Sağlık Bakanlığı'na bildirecek. Diploma ve uzmanlık belgeleri bakanlıkça tescil işlemlerini en geç 2 ay içinde, devlet hizmeti yükümlülüğü olan personelin atama yerleri ve işlemlerine ilişkin süreç, İnternet sayfasından ilan edilecek. Bu ilan, tebligat yerine geçecek.
     Eş durumu ve sağlık mazereti nedeniyle yapılacak atamalar hariç personelin görev yerleri, tercih hakkı verilmek suretiyle kurayla belirlenecek. Atama sonuçlarının internet sayfasında ilanını müteakip, gerekli hallerde belgelerini tamamlamak üzere ilgili personele 20 gün süre verilecek. Devlet hizmeti yükümlülük süresi, personelin atandığı yerde göreve katılmasıyla başlayacak.
     Belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamayanlarla, başladıktan sonra ayrılanların görev yapmadıkları gün sayısı devlet hizmeti yükümlülük süresine ilave edilecek. Ancak ilave edilen süre, atama yerine göre belirlenen asıl süreden fazla olamayacak.
     Devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personel, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini icra edemeyecek.
     Tabipler, devlet hizmeti yükümlülüklerine başlamadan veya tamamlamadan asistanlık veya yan dal asistanlık sınavlarına katılabilecek ve uzmanlık eğitimine başlayabilecek. Eksik kalan devlet hizmeti yükümlülüklerini, uzman tabip veya yan dal uzmanı olarak yapacakları devlet hizmeti yükümlülüğüne ilave etmek suretiyle yerine getirecek. Ancak, birden fazla uzmanlık veya yan dal uzmanlık eğitimine başlanabilmesi için devlet hizmeti yükümlülüğünün tamamlanması şart koşulacak.
     Asistanlık, uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitimi ile askerlikte geçen süreler devlet hizmeti yükümlülüğünden sayılmayacak.

     DEPREM DIŞINDA, BAŞKA YERDE GÖREVLENDİRİLMEYECEKLER
     Devlet hizmeti yükümlülüğünü yapan personel, mazeret ve zorunlu haller dışında başka yere atanamayacak. Ancak deprem gibi olağanüstü hallerde geçici olarak bir ayı aşmamak üzere görevlendirilebilecek. Mazeret, zorunluluk halleri veya tabip iken eksik kalan yükümlülüğünü uzman tabip olarak tamamlama gibi nedenlerle başka yere atanan personelin kalan yükümlülük süreleri, eski ve yeni görev yeri hizmet sürelerinin oranına göre belirlenecek.
     Sözleşmeli sağlık personeli olarak devlet hizmeti yükümlülüklerini yerine getiren personelden sözleşmesi feshedilenler, yükümlülüklerinin geri kalan kısmını devlet memuru olarak tamamlayacak. Devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında yapılacak atamalar açıktan atama sayısına dahil edilmeyecek.
     Devlet memuru veya sözleşmeli sağlık personeli olarak devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlayanlar, talepleri halinde sürelerle ilgili sınırlamalara tabi olmaksızın ilgili mevzuata göre kurum içi veya kurumlar arası naklen veya açıktan atamaya hak kazanacak.

     TIP FAKÜLTELERİNDE OKUYANLAR
     Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte tıp fakültelerinde öğrenim görenler ile tıpta uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitimi yapanlar da devlet hizmeti yapmakla yükümlü olacak.
     İl Sağlık Müdürlüğü ve Başhekim görevini yürütenler hariç olmak üzere özel kanunlarına göre meslek ve sanatlarını serbest olarak icra etme hak ve yetkisine sahip olanlar istedikleri takdirde, tazminat hakkından yararlanmamak şartıyla serbest olarak çalışabilecek.
     Bunlara iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçlük zamları veya bu mahiyetteki zamlar ödenmeyecek.
     Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte İl Sağlık Müdürlüğü ve Başhekim görevini yürütenlerden mesleklerini serbest olarak icra edenler, kanunun yayımı tarihinden itibaren 3 ay içinde serbest meslek faaliyetlerine son verecek veya bulundukları görevlerden ayrılacaklar.
     Sağlık Bakanlığı, ihtiyaç görülen köy ve beldelere açıktan ebe ve hemşire ataması yapabilecek.
     Sağlık kurum ve kuruluşlarında icap nöbeti tutanlara ek ödeme yapılacak.
     Acil tıbbi yardım ve bakım ile sınırlı kalmak ve Sağlık Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmeliğinde belirtilmek kaydıyla acil tıp teknikerleri ile acil tıp teknisyenleri hastaya müdahale edebilecek, bu konuda gereken iş ve işlemleri yapabilecek. Hastane öncesi acil tıbbi yardım veren personel, özel tip kıyafet giyecek.

     BAKAN AKDAĞ'IN SÖZLERİ
     Sağlık Bakanı Recep Akdağ, teklifin yürütme maddesi üzerinde söz alarak eleştirileri cevapladı.
     AKP olarak sağlığı bir sosyal devlet hizmeti olarak gördüklerini ve bundan sonra da böyle görmeye devam edeceklerini bildiren Akdağ, “Uygulamalarımız bunun en güzel kanıtıdır. Piyasalaştırılan sağlık hizmetini yeniden devletin şefkatli kollarına emanet ediyoruz” diye konuştu.
     Recep Akdağ, iktidarları döneminde hiç kimsenin “Sen SSK'lısın, sen yeşil kartlısın” denilerek sağlık kurumlarının kapısından geri çevrilmediğini anlatarak, uyguladıkları “Sağlıkta Dönüşüm Reformu”nun ulusal bir program olduğunu, dışarıdan dayatmalarla bir ilgisi bulunmadığını söyledi.
     Sağlık Bakanı Akdağ, kabul edilen yasa ile Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar hekim hizmeti götürüleceğini sözlerine ekledi.
     (aa)

[Hürriyet]
Yeşil kartlılar ilacın yüzde 20'sini ödeyecek

      Bedava ilaca hücum eden yeşil kartlılara 'katkı payı' tedbiri geldi. Yeşil kartlı vatandaşlar bugünden itibaren reçetelerine yazılan ilaçlar için yüzde 20 katkı payı ödeyecek. Maliye Bakanlığı, katkı payıyla ilaç suiistimallerini önlemeyi amaçlıyor. Devlet, 4 aydır yeşil kartlı vatandaşların ilaç, diş protezi ve gözlük gibi tüm tıbbî ihtiyaçlarını ücretsiz karşılıyor. Yeşil kartlılar tüm sağlık hizmetlerinden bedava yararlanıyor. Tanınan bedava ilaç imkanı İstismar kapısı oldu. Pek çok yeşil kartlı hasta önemli bir rahatsızlığı olmadığı halde "evde bulunsun" düşüncesiyle ilaç yazdırmak için hastanelere başvurdu. Devlet 3 ayda 100 trilyon lira yeşil kart reçetesi ödedi, ttaç harcamalarının beklentilerin üzerine çıkması üzerine Maliye ve Sağlık bakanlıklan katkı payı tedbiri aldı. Yeşil kartlı vatandaşlar ilacını alırken eczanelere ilaç bedelinin yüzde 20'si oranında katkı payı ödeyecek. Katkı payı tutan ödeme gücünü aşanların faturaları, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'nca Ödenecek.

[Zaman]
SSK ilaçları elde kaldı

      Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan Sağlık Bakanlığı'na devredilen hastane depolarında yaklaşık 450 milyon YTL'lik (450 trilyon liralık) ilaç ve tıbbi malzeme bulunuyor. SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesiyle birlikte SSK fabrikalarının depolarında kalan ilaçların önemli kısmı çürümeye terk edildi. Trilyonluk ilaçların çöpe gideceği endişeleri artıyor. Sağlık Bakanlığı, ilaçları önce tarihi geçenler ve kullanılabilir düzeyde olanlar şeklinde ayıracak, öncelikle satılması için girişimde bulunulacak. Sonuç alınamaması durumunda ilaçlar gerekirse yoksullara veya askerlere dağıtılacak Devrinin ardından pek çok hastanede, koliler dolusu ilaç depolara kaldırıldı. Yatan hastalara verildiği halde bitirilemeyen ilaçlardan bir bölümünün son kullanma tarihi geçti. Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı trilyonlarca liralık ilacın çöpe gitmemesi için ilaç üreticileri ve ecza depolarıyla anlaşmaya karar verdi. Ama aylardır bekleyen ilaçların önemli kısmı kullanılamaz hale geldi. Sağlık Bakanlığı yetkilileri de henüz net rakama ulaşılamamasına rağmen depolardaki ilaç ve malzemelerin bedelinin 450 trilyon lira civarında olduğunu açıkladı. Son kullanım tarihi geçenlerin maliyeti 100 milyon YTL'yi (100 trilyonu) buluyor.

     ECZANELER MUHATAP BULAMADI
     Eczaneler, SSK fabrikalarında, hastane raflarında buhınan ilaçlara talip oldu ancak SSK Başkanlığı, ilaç protokolünde yetkili olmadığı için alım gerçekleşemedi. Çünkü ilaç fabrikaları hastanelerin aksine Sağlık Bakanlığı'na devredilmedi. Fabrikalarda ilaç üretimine devam edileceği bildirildi çünkü elde kalan kimyasal malzemenin ve hammaddenin tüketilmesi gerekiyor. Devredilen bazı SSK hastanesi yetkililerinden alınan bilgilere göre, ayakta hastalara ilaç verilmediği için hastanelerdeki ilaçların tüketilmesinde zorluklar yaşanıyor. özellikle göz, kulak damlası gibi ayaktan tedaviye yönelik bazı ilaçların son kullanma tarihlerinin yaklaştığına dikkat çekilirken, Sağlık Bakanlığı'nın hızlı hareket etmesi isteniyor.

     'İLAÇ İSRAFININ BOYUTU DAHA BÜYÜK'
     Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş, AKP Hükümeti'nin halka hizmet diye sunduğu devrin, özel kesimi memnun etmenin Ötesine geçmediğini ve ilaç israfinın belirlenenden daha fazla olduğunu belirtti. Durmuş "AKP Hükümeti'nin tüm uygulamaları, özel piyasaya hizmet sunmayı amaçlıyor. SSK kurumları devredildi ama kriz ve israf arttı. 450 trilyonun üzerinde ilaç bekletiliyor. Trilyonlarca ilacı çöpe dökmek israftır, günahtır, ayıptır. Sosyal güvenlik kurumlarının borcu 23 katrilyonu aştı. Bu rakam kriz yılı olarak bilinen 2oo1'de bile 7 katrilyondu. Ülkenin tüm mal varlığı çöpe atılıyor. Ekonomik kurallara riayet edilmiyor. Özel sektörü memnun edeyim derken taşrada çökersiniz ve işte tam olarak yaşanan bu. AKP hükümeti bu ülkenin sırtına kamburdur." dedi. Yüzlerce trilyonluk zarar Sağlık Bakanlığı yetkilileri de henüz net rakama ulaşamamasına rağmen depolardaki ilaç ve malzemelerin bedelinin 450 trilyon lira civarında olduğunu açıkladı. Son kullanım tarihi çekenlerin maliyeti 100 milyon YTL'yi (100 trilyonu) buluyor.

     İlaçta dışa bağımlılık artacak
     TÜRK Tabipleri Birliği Sosyal Güvenlik Çalışma Grubu Üyesi Dr. Ercan Yavuz, Türkiye'nin zaten İlaçta dışa bağımlı olduğunu, ilaç üretimi yapan fabrikaların kapatılmasıyla bu bağımlığın daha da artacağını belirtti. Yavuz, "SSK'nm Sağlık Bakanlığı'na devri ile birlikte SSK fabrikalarının kapatılması gündeme getirildi. SSK Fabrikalarında 6-7 aylık hammadde var. Hammaddelerin bitiminde kapatılma gündeme gelecek, ilaçların çöpe dökülmesine, SSK'da bu ilaçların kullanımının azalması, aynı etkideki başka ilaçların tercihi neden oldu. Bu nedenle ilaçlar raflarda kalıyor, kullanım süresi doluyor" dedi.

[Birgün]
Devlet hizmet satın alınca özel hastanecilikte patlama yaşandı

      Devlet, son yıllarda özel sektörden daha fazla sağlık hizmeti satın alıyor. Kamu hastanelerindeki kuyrukları azaltmak için hayata geçirilen hizmet alım modeli, özel hastane işletmeciliğini cazip hale getirdi.
     Ülkenin her yanında peş peşe özel hastaneler açılıyor. Şimdiye kadar yıllık açılan özel hastane sayısı 10-15’i geçmezken bu rakam sadece geçtiğimiz yıl (2004) 24’ü buldu. 31 girişimci de yeni hastane yapmak için Sağlık Bakanlığı’ndan izin aldı.
     Türkiye’de özel hastane işletmeciliği son yıllarda büyük gelişme gösteriyor. 1999 ve 2001 ekonomik krizinde büyük yara alan özel sağlık sektörü geçen yıl atağa kalktı. Ülkenin dört bir yanında irili ufaklı pek çok özel hastane ve sağlık kuruluşu hizmete girmeye başladı. 2004 yılı sonu itibarıyla özel hastane bulunan il sayısı 42’ye, ülkedeki özel hastanelerin toplamı ise 278’e yükseldi. Şimdiye kadar sağlık sektörüne uzak duran pek çok büyük holding de sağlık sektöründe dev yatırımlara girişti. İnşaat sektörünün en büyük kuruluşlarından MESA Holding, yaklaşık 45 milyon dolar harcayarak MESA Hastanesi’ni kurdu. 90 milyon dolarlık yatırım yapan Anadolu Grubu da Johns Hopkins Medicine işbirliğiyle Anadolu Sağlık Merkezi’ni hizmete açtı.
     Ülkede özel hastane işletmeciliğinin cazip hale gelmesinde, devletin özel sektörden daha fazla sağlık hizmeti almasının payı büyük. Özel hastane ve sağlık merkeziyle anlaşma yapan Emekli Sandığı, devlet memurlarına muayene dahil pek çok hizmeti ‘özelden alma’ imkanı tanıdı. Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur da üyelerinin özel hastanelerden yararlanmasının önünü açtı. Devlet hastaneleri, tahlil ve tetkik işlemlerindeki kuyrukları azaltmak için özel hastanelerle işbirliği yapıyor. Başta kalp ameliyatları ve anjiyo olmak üzere önemli operasyonlarda hastalar özel hastanelere sevk ediliyor. Türk girişimcileri son yıllarda sağlık turizmine de yatırım yapıyor. Avrupa ülkelerinde pahalıya mâl olan göz ve estetik ameliyatlarının yanında tüp bebek tedavisinde de Türkiye tercih ediliyor.
     Özel Hastaneler Platformu Derneği Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, özel hastanelerin dünyadaki bilimsel ve teknik gelişmeleri Türkiye’ye getirdiğini belirtiyor. Altuğ, bu sayede ülkeye önemli katkılar sağlandığını anlatıyor. Sağlık alanındaki yeni politikaların sektöre canlılık getirdiğini vurgulayan Altuğ, “Devlet, sosyal güvenlik kurumu üyelerine özel hastane kapısını açarak bu hastanelerin kullanılmayan atıl kapasitelerini de harekete geçirdi.” diyor. Özel sağlık yatırımlarının önemli ölçüde artmaya başladığını dile getiren Altuğ, Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda planlama yapması gerektiğini hatırlatıyor.

[Zaman]
Akdağ: Hastanelerde tedavi önceliği sağlık çalışanlarının

      Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bakanlığına bağlı hastanelerde muayene, tahlil ve tetkik yaptıracak sağlık çalışanlarına öncelik tanınmasını istedi. Konuyla ilgili bir genelge yayınlayan Akdağ, başhekimlere sağlık çalışanlarının bekletilmemesi için gerekli düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi talimatını verdi.
     Denizli Devlet Hastanesi’nde “Sağlık çalışanları ve yakınlarına öncelik tanınır.” tabelasının asılmasıyla başlayan tartışmaya Sağlık Bakanı Recep Akdağ son noktayı koydu. Akdağ, vatandaşların tepkisini çeken uygulama için sağlık çalışanlarının ‘öncelik hakkı’ bulunduğuna karar verdi. Çalışma düzenine ilişkin bir genelge yayınlayan Bakan Akdağ; muayene, tetkik, tahlil ve tedavilerini yaptırmak üzere sağlık kurum ve kuruluşlarına başvuran sağlık çalışanlarının görevlerinden kaynaklanan özel durumları sebebiyle öncelik hakkının bulunduğunu bildirdi. Akdağ, il sağlık müdürleri ve hastane başhekimlerine sağlık çalışanlarının bekletilmeksizin muayene ve tedavi olabilmeleri amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılması talimatını gönderdi. Akdağ, ayrıca bazı sağlık kuruluşlarında ebe, hemşire ve sağlık memurlarının kendi işleri dışında vezne görevlisi, mutemet, döner sermaye, santral memuru ve danışma sorumlusu gibi görevlerde çalıştırıldığına ilişkin yoğun şikayetler geldiğini kaydetti. Herkesin kendi aldığı eğitim ve unvanı uyarınca görev yapması gerektiğini hatırlatan Sağlık Bakanı, hastane yöneticilerini bu tip uygulamalara son verilmesi konusunda uyardı. Öte yandan Bakan Akdağ, hamile memurlara doğum ve süt izni haklarının aksatılmadan kullandırılması ve hizmette 25 yılını dolduran sağlık personelinin imkanlar dahilinde nöbet hizmetlerinden muaf tutulması konusunda ikazda bulundu.

[Zaman]
SSK'lı hastalardan tıbbî malzeme istenemeyecek

     SSK'lı hastalardan tedavi sırasında gerekebilecek eldiven, ameliyat ipliği, sargı bezi gibi malzeme isteyen kişi ve kurumların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bildirilmesi istendi.
     Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, bazı hastanelerin tedavi sırasında gerekli olabilecek tıbbî sarf malzemesini hastaların temin etmesini talep ettiği yönünde basın organlarında haberlerin yer aldığı kaydedildi. Konunun SSK'lı vatandaşlar tarafından çeşitli iletişim araçlarıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na iletildiği belirtilen açıklamada şöyle denildi: “SSK'lı vatandaşların tedavileri sırasında gerekebilecek eldiven, ameliyat ipliği, sargı bezi gibi tıbbî sarf malzemelerinin kendilerinden istenmesi kesinlikle söz konusu olamaz. Bütçe uygulama talimatı çerçevesinde hastaneler, özel statüde bile olsalar SSK'lı hastaları tedavi sırasında bu tür malzemeleri kendileri temin etmek zorundadırlar.” Aksi davrananların ilgili mevzuata aykırı hareket etmiş olacaklarına hükmeden Bakanlık açıklamasında, SSK'nın son düzenlemelerle sağlık hizmeti vermeyip sadece geri ödeme kurumuna dönüştüğüne dikkat çekildi. Açıklamada şunlar kaydedildi: “Bütçe uygulama talimatında hangi tıbbî sarf malzemesinin nasıl ve ne şekilde temin edileceği açık şekilde yer almaktadır. Bunun dışında hareket eden kişi ve kurumlar ilgili yasa gereğince suç işlemiş duruma düşerler.” Ankara, aa

[Zaman]
Kamuda dev reform

      Üst seviyede bürokratlar, hakim ve savcılar, emniyet mensupları, öğretmenler ve diğer bazı unvanlar dışındaki memurlar sözleşmeli olacak
     Sözleşmeli statüye geçen devlet memurunun iş teminatı korunacak. Yeni taslakla, hizmette daha başarılı olan memur daha yüksek ücret alabilecek
     ANKARA -Kamu personel sistemi köklü bir revizyona tabi tutuluyor. Üzerinde çalışılan taslak ile üst düzey bürokratlar, mülki idare amirleri, emniyet mensupları, öğretmenler ve diğer bazı unvanların dışındaki devlet memurları, sözleşmeli statüye geçecek. Başbakanlık, Devlet Personel Başkanlığı, Maliye Bakanlığı ve diğer ilgili kuruluş temsilcileri, daha önce Ortadoğu Türkiye Amme İdaresi Enstitüsü koordinatörlüğünde hazırlanan ve Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’e sunulan personel reform taslağı üzerinde çalışma yapıyor.

     Memurlar sıralanacak
     Kamu personel reform taslağıyla ilgili çalışmalara göre:
     ¥ Yeni Personel Rejimi ile birlikte kamu görevlilerinin sınıf ayrımı son bulacak. Halen genel idare, mülki idare, sağlık, teknik, eğitim öğretim, avukatlık, emniyet, din, hakim ve savcılık, öğretim elemanları ve yardımcı hizmetler olarak adlandırılan hizmet sınıflarının yerini unvanlar alacak. Devlet memurları, Başbakanlık Müsteşarından başlanarak, unvanlarına göre sıralanacak.
     ¥ Devlet memurlarının önemli bir bölümü sözleşmeli olacak. Üst düzey bürokratlar, mülki idare amirleri, askeri personel, hakim ve savcılar, emniyet mensupları, öğretmenler, kariyer meslekleri, uzman ve uzman yardımcıları, il ve ilçe müftülerinin memur unvanları korunacak.
     ¥ Sağlık personeli ile teknik hizmetlerde görev yapanlar, sekreter, odacı, bilgisayarcı, tercüman, daktilograf gibi kadrolarda çalışanlar ve diğer devlet memurları, sözleşmeli statüsüne geçirilecek.

     İş teminatı korunacak
     ¥ Devlet memuru olarak görev yaparken, yeni Personel Rejimi ile sözleşmeli statüye geçenlerin kazanılmış hakları korunacak. Sözleşmeli olsalar da iş güvencesi açısından devlet memurunun bütün haklarına sahip olacaklar. Kamuda memur statüsünde çalışılan birimlerde, reformun ardından işe başlayanlar ise 10-12 yıl çalıştıktan sonra sürekli sözleşmeli hakkı kazanacak.

     Maaş sistemi değişiyor
     Reform ile maaş sistemi de tümüyle değişecek. Maaş hesabında 40, maaşın belirlenmesinde 14-15 gösterge kullanılıyor. Gösterge aylığı, taban aylığı, kıdem aylığı, çeşitli tazminatlar, ödenekler, aile yardımları, nöbet ücretleri, ek ders ücretleri, vekalet ücretleri, mesai ücreti, tayin bedeli, ikramiyeler, fon ve ek ödeme tazminatları bir araya gelerek memur maaşını oluşturuyor. Üzerinde çalışılan yeni sistemle, her unvan için bir temel maaş belirlenecek. Çalışma süresi, özel durumlar ve görev zorluğuna göre oranlar farklılaşacak. Böyle olunca normal bir polis memuru ile bomba imha uzmanı bir polis memurunun maaşında farklılık olacak. Yıl içinde yüksek performans gösteren kamu görevlisine de ikramiye niteliğinde ödeme yapılacak.

[Türkiye]
Sağlık Bakanı: Tıbbî malzeme isteyen hastaneleri şikayet edin

      Ameliyat olan SSK’lılara bazı hastanelerde ‘sargı bezi ve ameliyat ipliği gibi tıbbi sarf malzemelerini kendiniz alın’ deniyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, şikayetlerin artması üzerine bu tür isteklerde bulunan kuruluşların kendilerine bildirilmesini istedi.
     SSK’lı vatandaşların yoğun olarak karşılaştığı sarf malzemesi problemini Zaman gazetesine değerlendiren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Hastadan bunları kim istiyorsa yanlış yapıyor. Bu sorunla karşılaşanlar şikayetlerini direkt bakanlığımıza iletsin.” dedi. Bakan Akdağ, Maliye Bakanlığı’nın yayınladığı Bütçe Uygulama Talimatı’nda tıbbi sarf malzemelerinin hastanelerce karşılanması gerektiğinin ortaya konulduğunu kaydetti. Ancak sarf malzemesiyle tıbbi malzeme ayrımına dikkat edilmesini isteyen Akdağ, “Diyelim ki bir hastaya hastane eczanesinde ve deposunda bulunmayan bir protez aldırılacak. Bunu geçmişte olduğu gibi sosyal güvenlik kurumu alacak ve ödeyecek.” diye konuştu. Akdağ, ameliyat ipliği sargı bezi, eldiven gibi malzemelerle protez malzemelerinin birbirine karıştırılmamasını istedi.
     Mümkün olduğunca tüm tıbbi malzemelerin hastane bünyesinde bulundurulması için talimat verdiklerini dile getiren Akdağ, ancak herhangi bir sebeple gerekli malzeme yoksa bunu vatandaşların aldığını, parasını da ilgili sosyal güvenlik kuruluşunun karşıladığını aktardı. Bunların dışında sarf malzemelerin vatandaştan istenemeyeceğini vurgulayan Akdağ, şöyle devam etti: “Bunları kim istemişse bu yanlıştır. Bu sorunla karşılaşanlar şikayetlerini bakanlığımızın Alo 184 SABİM hattına şikayet etsin.”
     SSK’lı vatandaşlardan bazı hastanelerde sarf malzemesi istenmesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin tepkisini çekmişti. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada SSK’lı hastalardan tedavi sırasında gerekebilecek eldiven, ameliyat ipliği, sargı bezi gibi malzeme isteyen kişi ve kurumların kendilerine bildirilmesi istendi. Aksi davrananların mevzuata aykırı hareket etmiş olacaklarının belirtildiği açıklamada, bu tür taleplerde bulunan kurumların suç işlemiş duruma düştüğü hatırlatıldı.

[Zaman]
Bağ-Kurlulara, yurtdışında tedavi imkânı


      Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, Bağ - Kur üyeleri ile bakmakla yükümlü oldukları kişilerin yurtdışında tedavi olmalarına imkân sağlayan yasa teklifini kabul etti.
     Teklife göre, Bağ - Kur'a bağlı çalışan, en az 10 ay sağlık sigortası primi ödeyen ve prim borcu bulunmayan sigortalı ve hak sahipleri, yurtdışında tedavi imkânından yararlanabilecek.

     6 ay sınırı
     Bağ - Kurlular, Sağlık Bakanlığı'nca yetkili kılınan hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenen raporlara göre, yurtiçinde tedavisinin mümkün olmadığı tespit edilen ve Sağlık Bakanlığı'nca da uygun görülen hastalıkların tedavisi için kurum yönetim kurulu kararıyla 6 ay süreyle yurtdışında tedavi görebilecek.
     Acil müdahaleyi gerektiren durumlar ile hastalığın komplikasyonuna bağlı olarak gelişen durumlar hariç, raporda belirtilmeyen hastalıklara ait tedavi giderleri ödenmeyecek.

[Milliyet]
SSK'lılara özel hastane

      SSK'lılar için özel hastanelerin kapıları açılıyor. Kurum 33 özel hastane ile sözleşme imzaladı. Anlaşma yapılan hastanelere SSK'lı hastalar sevke gerek kalmadan doğrudan başvurabilecek. Daha önceki uygulamada SSK'lı hastalar ameliyatlar için randevular bir ayı aştığında Özel hastaneye gidebiliyordu. Sosyal Sigortalar Kurumu, yeni uygulama için ilk aşamada 33 özel hastane ile sözleşme imzaladı. Anlaşma imzalanan hastanelerin 27'si İstanbul'da. SSK İzmir'de beş Tekirdağ'da bir hastane ile de anlaştı. SSK'lıların anlaşmalı özel hastanelerden yararlanması için ise sevk gerekmiyor. Hasta SSK'nın anlaşma yaptığı özel hastanelerden birini seçerek doğrudan başvurabilecek. Bu hastaneye giderek muayene, tedavi ve gerekli tahlillerini yaptırabilecek. Bazı hastanelerde hastaların ceplerinden para ödemelerine gerek bile kalmayacak. SSK'nın ödediğinin üstünde ücret talep eden hastanelerde ise farkı hastalar ödeyecek. Ancak anlaşmaya göre, hastane daha işlemler başlamadan talep edeceği ek ücreti hastaya bildirmek zorunda. Hastaya bunu baştan söylemeyen, sonradan para isteyen hastanelerin sözleşmeleri ise iptal edilecek.

[Birgün]
Doktorların ameliyat sayısı arttı

      Memur-Sen ve Saglık-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu, doktorların performansa dayalı döner sermayeden daha fazla pay alabilmek için gereksiz yere tetkik ve tahlil yazdığını öne sürdü. Aksu, "Performans kriterlerinden sonra yazılan tetkik ve tahlil sayısı ortalama üç kat arttı. Ayda ortalama 5 ameliyat yapan bir doktor, performans kriterleri uygulamaya konunca ameliyat sayısını ortalama 25'e çıkarmıştır" dedi.

[Cumhuriyet]

Muayene süresine uluslararası standart

     BAŞBAKANLIK, sağlık hizmetleri konusunda yaptığı reformla 6-8 aşamada gerçekleşen muayene öncesi hizmetleri iki aşamaya indirdi. Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in yönetimindeki çalışmayla, hastanelerde ortalama 280 dakikada gerçekleşen bekleme süresinin, Avrupa standartlarına çekilmesi hedefleniyor. Dinçer’in projesiyle devlet hastanelerinde sağlık yönetimi ile işletme yönetiminin birbirinden ayrılması planlanıyor. Katkı paylarının kaldırılması için de bir yasa tasarısı gelecek hafta yapılacak Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılacak. Yapılan çalışmayla bir hastanın hastaneye girdikten çıkana kadar geçirdiği işlemlerin altı ile sekiz kademede gerçekleştiği belirlendi. Bu aşamalar ikiye indirilerek bekleme süresi azaltıldı.

     BEKLEME SÜRESİ 11 SAAT:
     Uzmanların sıradan vatandaş gibi hastanelerde yaptıkları araştırmada ortalama bekleme süresinin 280, en uzun bekleme süresinin ise 660 dakika olarak gerçekleştiği belirlendi. Yapılan çalışmayla kademeler ikiye indirilerek bekleme süresinin azaltılması, yaklaşık yedi dakika olan muayene süresinin de uluslararası standart olan 22 dakikaya yakınlaştırılması hedefleniyor Haziran ayına kadar bütün hastanelerin ADSL ile internete bağlanması ve hasta takibinin bilgisayar üzerinden gerçekleştirilmesi planlanıyor. Ayrıca hastanede bulunan doktor sayısı kadar poliklinik açılacak ve gerekirse doktorların özel odalarında da muayene yapması sağlanacak.

     REÇETELER DE HIZLANACAK:
     Bu çalışma ile hastaların özel muayenehanelere yönelmesinin de azaltılması planlanıyor. Yapılan bir başka çalışmayla da reçeteleri başhekimlerin damga vurmasına gerek kalmadan doktor kaşesiyle geçerli olması sağlanacak ve bu konudaki bürokrasinin de önüne geçilecek. Bunun yanısıra hastanelerin yıllık yaklaşık 50 trilyon liraya varan fotokopi gelirlerinin de hastalara yansıtılması son bulacak. Hastanelerde fotokopi çekimi şartı kaldırılacak.

     Anlaşmalı merkezler SSK’lıya bakmadı
     SSK hastanelerinin 19 Şubat’ta Sağlık Bakanlığı’na devrinin ardından satın alınan hizmette de sorunlar baş gösterdi. Anlaşmaya göre SSK’lı hastalar kurumun anlaşmalı olduğu merkezlere giderek hiçbir ücret ödemeden MR, tomografi, endoskopi, kolonoskopi yaptırabiliyor. Ama paralarını alamayacaklarını öne süren bazı merkezler, hastaların testlerini yapmıyor.

[Hürriyet]

Sağlık sistemi, Batı'da da iflas ediyor

     Meral Tamer

      Doktor ve hastane odaklı sistemden, hasta odaklı sisteme geçiş yolları aranıyor. Fransa'da her hastanın dosyası yıl sonunda internette olacak Sağlık hizmetleri sadece bizde değil, en zengin ülkelerde bile iflas etme tehlikesiyle karşı karşıya. OECD ülkelerinde GSYH'dan saflığa ayrılan pay, son 5 yılda % 7.8'den % 8.5'e yükseldiği halde hasta şikâyetleri azalmak şöyle dursun, bugüne dek görülmemiş ölçüde artmış. Amerika'da sağlık harcamalarının GSYH'daki payı % 14, OECD ortalamasının % 140 üzerinde; buna rağmen şikâyetler de ayyuka çıkmış durumda. Sağlık sektöründeki tıkanıklık, Dünya Ekonomik Forumu'nun Davos'taki toplantılarında önemli gündem maddelerinden biriydi. Dünyada cebinde parası olan için de olmayan için de en iyi sağlık sistemine sahip Fransa'nın Sağlık Bakanı Philippe Douste Blazy ve Kanada Sağlık Bakanı Ujjal Dosanjh'ı da dinleme fırsatı bulduğum Davos'ta herkesin görüş birliği içinde olduğu şu 2 temel nokta vardı: Şeffaflıktan uzak
1) Sağlık sektörü, dünyanın her yerinde şeffaflıktan hâlâ çok uzak. Hasta, yeterince bilgilendirilmek şöyle dursun; doktor - ilaç şirketleri - tahlil laboratuvarları hastane dörtgenindeki çıkar ilişkileri nedeniyle çoğu kez suiistimal ediliyor, zaman zaman yanlış tedavi yöntemleriyle daha beter hasta ediliyor.
2) Sağlık sektörü, diğer tüm sektörlerden farklıdır ve hiçbir zaman tümüyle piyasaya bırakılamaz. Fransa Sağlık Bakanı'nın altını çizdiği gibi "Yoksullar da dahil, tüm vatandaşların sağlık hizmeti alma hakları vardır. Bu yüzden de sağlık sektörü, en liberal ekonomide bile devletin ağırlığının sürmesi gereken belki de yegane sektördür."
     Performans ölçümü yok
     Zengin ülkelerde yaşlanan nüfus ve yaşlılar için yapılan sağlık harcamalarının önlenemez yükselişi, soruna neşter vurulmasını zorunlu kılıyor. "Komşuda pişen bize de düşer" temennisiyle Davos'ta sağlık hizmetleriyle ilgili oturumlarda dile getirilen önemli hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. Harvard Business School'dan rekabet uzmanı Prof. Michael Porter'in de dikkat çektiği gibi "Sağlık sektöründe hâlâ, 100 yıl öncesinin arkaik yapısı hüküm sürüyor. Diğer tüm sektörlerin aksine sağlıkta verimlilik ve performans değerlendirmesi gibi ölçümlemelerin hiçbiri yapılmıyor. Sektörün, kapalı kapılar ardında doktorlarla ilaç şirketlerinin 2 dudağı arasında, her türlü rekabetten uzak yapısı mutlaka kırılmalı."

     ABD'deki rezalet!
     Porter, sağlık hizmetlerinde en ileri olduğu sanılan Amerika'dan, meslek etiğinin de rekabetin de sıfır olduğu sigorta doktor hastane şeytan üçgeniyle ilgili tüyler ürpertici bir örnek de verdi: "Amerika'da kalp nakli yapan tam 126 hastane var. Bunlardan kimisinin başarı performansı sıfır. Yani kalp nakli yapılan hastalardan hiçbiri yaşamını sürdürememiş. Buna rağmen, öleceği biline biline hâlâ o hastanelere hasta gönderiliyor!" Porter'e göre sağlık sektörünün sorunlarına harcamalann sürekli yükseldiği noktasından bakmak yanlış. Çünkü bu bakış açısıyla bir yerlerden bir şeyler kısmaya uğraşılıyor ve sorunun özüne inilemiyor. Oysa bu sektörün temel sorunu, hiçbir performans Ölçümü yapılmadığı için, harcanan paraların son derecede verimsiz kullanılması. Fransızlar internete Anladığım kadarıyla Batılı zengin ülkeler, harcamalarla baş edememenin de baskısıyla nihayet doktor odaklı sistemden, hasta odaklı sisteme geçme cesaretini gösterecekler. Dev ilaç tekellerine, bugüne kadar burnundan kıl aldırmamış "doktor mafyası"na rağmen... Kalkınmış ülkeler arasında sağlık hizmetlerini hem toplumun tüm kesimlerine götürmekte, hem de harcanan paranın karşılığının alınması açısından en başarılı ülke Fransa, bu yolda ilk adımı atmış bile. Fransa'da bugüne kadar değişik hastanelerden ve doktorlardan sağlık hizmeti almış olanların geçmişteki bütün dosyaları internete giriliyor. Yılbaşından itibaren her Fransız, kendi girerek internetten sağlık dosyasına erişebilecek ve hastalık nedeniyle başvurduğu doktorun önüne bu dosyayı koyabilecek.

[Milliyet] 

 
  Bize Ulaşın
Dental Türk Portal Türkiye'nin Diş Hekimliği Rehberi. London / UK Tel: +44 78 9100 2293
 
Bu site en iyi 800x600 çözünürlük, IE5 ve üzeri versiyon tarayıcıda görüntülenebilir.
Tüm haklar?saklıdır.Copyright 2004-2018 ©Dental Türk - Aydera Designed by C.Aksoy
Gizlilik İlkeleri | Sponsorlar  Reklam | Rss - Atom | Kurumsal | Gruplar | Sözlük